İçeriden Bir Ses:
Yaşadığımı Hatırladığım Anlar

Bu bir motivasyon yazısı değil. Bu, farkına varmanın küçük bir provası.

Bazı anlar vardır; yaşadığını ancak durduğunda fark edersin. Günün içinden hızla geçerken değil, bir ışığın duvara düşüşünde, bir kelimenin içinde yankılandığında ya da hiçbir şey yapmadan oturduğun o kısa boşlukta… Bu yazı, seni üretken kılmak için değil, seni uyanık tutmak için var. Çünkü insan bazen daha fazlasını yapmak değil, daha derinden hissetmek ister.

Bu yazıyı okuren sana eşlik edilmesi için seçildi


“Asıl körlük, görmemek değil; bakmayı unutmuş olmaktır.”

— José Saramago


Saramago’nun bu cümlesi modern insanın durumunu neredeyse kusursuz özetler.

Sorunumuz bilgi eksikliği değil.
Sorunumuz dikkat eksikliği.

Ve dikkat kaybolduğunda, anlam da kaybolur.

Günün büyük bir kısmını otomatik pilotta geçiriyoruz. Sabah kalkmak, cevap vermek, yetişmek, tamamlamak… Bu döngü içinde insan, kendini yaşayan bir varlıktan çok işleyen bir sistem gibi hissetmeye başlıyor. Oysa farkındalık, hızın karşıtı değildir; dikkatin yeniden yön değiştirmesidir. Aynı anda her şeyi yapmak zorunda olmadığımızı fark ettiğimiz an, zihinsel alan genişler. Ve tam o noktada içeriden bir ses yükselir: “Buradayım.”

“Hayatın anlamı en acil sorudur.”

— Albert Camus

Bugün senden büyük değişimler istemiyorum. Sadece küçük bir dikkat anı. Bir pencereye bakmak, yürürken yere basışını hissetmek, bir cümleyi acele etmeden okumak… Çünkü insan, dünyayı her zaman değiştirmez; bazen sadece dünyayla yeniden temas eder. Ve o temas, içeriden gelen sesi yeniden duyabildiğin yerdir.

“Dikkat, sevginin en saf biçimidir.”

— Simone Weil

Bu Yükler Nereden Geliyor?

Görünmez yükler genellikle büyük olaylardan değil, küçük tekrar eden anlardan oluşur. Gün boyunca “idare etme”, “anlama”, “susma” ve “uyum sağlama” refleksi, zihinde birikerek taşınan bir ağırlığa dönüşür. İnsan çoğu zaman bunun farkına varmaz; sadece akşam olduğunda içsel bir yorgunluk hisseder.

Bu Yükleri Taşıdığımızı Nasıl Anlarız?

Genellikle bedensel bir ağrıdan çok, zihinsel bir sıkışma olarak ortaya çıkar. Nedensiz bir huzursuzluk, odaklanamama, küçük şeylere tahammül edememe ya da sürekli bir yorgunluk hissi… Bunların hepsi, taşınan yüklerin kendini göstermeye başladığı küçük işaretlerdir.

Görünmez yükleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Ancak onları fark etmek, taşıma biçimini değiştirebilir. Bazen sadece durmak, nefesi yavaşlatmak ve zihnin sesini biraz kısmak bile yükü hafifletir. Bu haftanın konusu, tam olarak bu farkındalık alanını hatırlatmak için var.

KADOSKY